Atıf Divanı ve Defterdar Mustafa Atıf Efendi
İstanbul’u Anlatan Şair ve Devlet Adamı İstanbul’u Şiirlerinde Yaşatan Bir Divan Osmanlı edebiyatında yalnızca aşk, din ve tasavvuf değil, günlük […]
İstanbul’u Anlatan Şair ve Devlet Adamı İstanbul’u Şiirlerinde Yaşatan Bir Divan Osmanlı edebiyatında yalnızca aşk, din ve tasavvuf değil, günlük […]
Osmanlı döneminde İstanbul’da atçılık mesleği, hem ekonomik hem de toplumsal açıdan büyük önem taşımaktaydı. Şehirde toplu taşıma araçlarının yaygın olmadığı
Atatürk heykelinin açılışı sırasında, halk ve davetliler tarafından yapılan değerlendirmeler, heykelin sanat değeri açısından yüksek olduğu yönündeydi. Bazı eleştirilere rağmen,
Atatürk’ün tabutu, eller üzerinde taşındıktan sonra tarihi bir top arabasının üzerine konuldu. Tabut, sanki bu mukaddes görevi taşımak istemiyormuş gibi
29 Eylül 1937’de Atatürk, Başvekil İsmet İnönü’yü askeri manevralara davet etmiştir. Bu davet kapsamında, İzmir’e giderek manevraları takip edeceği gazetelerde
İstanbul’a Geliş ve Halkın Coşkusu 11 Haziran 1930 tarihinde Gazi Mustafa Kemal, trenle İstanbul’a gelmiştir. İstikbal merasimi istememesine rağmen, kendisini
Mekteb-i Harbiye, bu büyük gün münasebetiyle son derece özenli bir biçimde süslenmiştir. Binanın cephesine anlamlı bir yazı asılmıştır. Bu yazıda,
Bu eser, Osmanlı padişahları ve yüksek devlet görevlilerinin hayatları, görevleri ve önemli olaylarla ilgili ayrıntıları içermektedir. Müellif, muasırlarından elde ettiği
Reşid Safvet Atabinen, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi’nin beşyüzüncü yıl dönümü münasebetiyle Avrupa’da önemli bir konferans vermiştir. Venedik, Roma, Napoli, Marsilya,
Aşure, Osmanlı kültüründe hem dini hem de sosyal bir gelenek olarak uzun yıllar boyunca yaşatılmıştır. Aşure, ailenin durumu ve imkanlarına